Aöf Sınav Sonuçları Açıklandı. 14.06.2016

AÖF sınav sonuçları açıklandı. 4-5 Haziran tarihlerinde yapılan AÖF final sınavı sonuçları için heyecanlı bekleyiş sona erdi. AÖF sınav sonuçlarını öğrenmek isteyen öğrenciler haberimizde yer alan AÖF sonuçları sorgulama linkine tıklayabilirler.

AÖF sınav sonuçları için heyecanlı bekleyiş az önce sona erdi. Bahar dönemi final sınavının sonuçlarını bekleyen AÖF öğrencileri haberimizde yer alan linke tıklayarak TC kimlik numaraları ile AÖF sınav sonuçlarını öğrenebilirler.

AÖF SINAV SONUÇLARI AÇIKLANDI
Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri 2015-2016 Bahar Dönemi final sınav sonuçları açıklandı. Sınav sonuçlarını öğrenmek için aşağıda belirtilen linke tıklayabilirsiniz. Adaylar, sınav sonuçlarını AÖF’ün https://www.anadolu.edu.tr/acikogretim-sonuclar internet adresinden T.C Kimlik Numaralarını girerek öğrenebilecekler.

AÖF SINAV SONUCU SORGULAMAK İÇİN TIKLAYIN

Duyurular kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Temel Klinik Bilgisi Online Sınav

Laborant ve veteriner sağlık bölümü Temel Klinik Bilgisi dersi için hazırlanmış toplam 10 soruluk çoktan seçmeli deneme sınavına ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilir siniz.

Temel Klinik Bilgisi Online Sınav

Online Sınav kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Temel Veteriner Farmakoloji ve Toksiloji Online Sınav

Laborant ve veteriner sağlık bölümü Temel Veteriner Farmakoloji ve Toksiloji  dersi için hazırlanmış toplam 10 soruluk çoktan seçmeli deneme sınavına ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilir siniz.

Temel Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Online Sınav

Online Sınav kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Laborant ve Veteriner Sağlık Hücre Kimyası Online Sınav

Laborant ve veteriner sağlık bölümü Hücre Kimyası dersi için hazırlanmış toplam 10 soruluk çoktan seçmeli deneme sınavına ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilir siniz.

Hücre Kimyası Online Sınav

Online Sınav kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Temel Veteriner Fizyoloji Online Sınavı

Laborant ve veteriner sağlık bölümü temel veteriner fizyoloji dersi için hazırlanmış toplam 10 soruluk çoktan seçmeli deneme sınavına ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilir siniz.

Temel Veteriner Fizyoloji Online Sınav

Online Sınav kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Temel Veteriner Anatomi Deneme Sınavı

Laborant ve veteriner sağlık bölümü temel veteriner anatomi dersi için hazırlanmış toplam 10 soruluk çoktan seçmeli deneme sınavına ulaşmak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayabilir siniz.

Temel Veteriner Anatomi Online Sınav

Sınavlar kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Laborant ve Veteriner Sağlık Staj Faaliyet Raporu Örneği (Staj Dosyası Örneği)

Merhaba arkadaşlar. Laborant ve veteriner sağlık Staj faaliyet raporu, yani staj dosyası hazırlamak için bir çok arkadaşımız örnek bir çalışma aramaktadır. Sağ olsun Özel bir Veteriner Kliniğinde Stajını yapan bir arkadaşımız Staj dosyasının örnek görüntülerini ihtiyacı olan arkadaşlarımızla paylaşmamız için göndermiştir. Kendisine teşekkür eder, staj yapacak arkadaşlarımıza başarılar dileriz. Staj dosyası örneği Veteriner Kliniğinde staj yapan arkadaşımız tarafından hazırlanmıştır. Tarım müdürlükleri, belediyeler v.b. kurum ve kuruluşlarda farklı şekillerde doldurulabilir.

1 2 3 4

Duyurular kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Doğum yaklaştığında neler yapılmalıdır?

Doğum yaklaştığında neler yapılmalıdır?

İnekleri doğuma 5-7 gün kala, ahırdaki diğer hayvanlardan uzaklaştırarak daha geniş bir yere alınır.

Altlıkların bol, temiz ve kuru olmasına özen gösterilir.

Ahırların havadar ve uygun sıcaklıkta (10-15 derece) olmasına dikkat edilir.

Doğumun başlayıp başlamadığı hayvana hissettirilmeden gözetlenmelidir.

Doğuma yardım için hiçbir zaman acele edilmemelidir.

Doğum başladığında nelere dikkat eedilmelidir?

Doğum yapacak olan inekte, ilk sancıların başlamasından sonra 8 saat veya birinci su kesesinin görülmesinden sonra 2 saat geçtiği halde doğum gerçekleşmiyorsa yardıma, müdahaleye ihtiyaç vardır. Bu durumda mümkünse bir veteriner hekime danışılmalı veya çağırılmalıdır.

Güç doğuma müdahale sırasında; yavruyu çekmek için 4 insan gücünden fazlası kullanılmamalıdır.

Kesinlikle buzağının alt çenesine ip bağlayarak çekilmemelidir.

Yavrunun ön ayakları başıyla birlikte 15-20 cm dışarıya çıkmamış ise kesinlikle çekilmemelidir.

Buzağı arka ayakları ile geliyorsa müdahale için acele ediniz. Göbek kordonu erken kopacağından solunum erken başlar, buzağı boğulabilir.

Doğumdan sonra neler yapılmalıdır?

Doğum yapmış olan ineğin vücudu terli olduğundan, havlu, bez, çuval yada kuru ot yardımı ile kurulanmalıdır. Gerekli durumlarda hayvanın üstü bir örtü ile örtülmelidir.

İnekler, doğumu izleyen ilk 8-10 gün soğuktan ve hava cereyanından korunmalıdır.

Ahırlarda karşılıklı kapı ve pencereler açık bırakılmamalıdır.

İneklerin içecekleri suyun ilk 2-3 gün ılık olmasına dikkat edilmelidir.

İçerisine kepek, buğday, yulaf veya arpa unu ilave edilmiş ılık tuzlu su (yal, çorba) verilmelidir.

Yavru zarları doğumdan 12 saat sonrasına kadar atılmadığı taktirde bir veteriner hekime müracaat edilmelidir.

Eş veya son adı verilen yavru zarları atıldıktan sonra ineğin yanından hemen uzaklaştırılmalıdır. Bunlar bir çukura gömülmeli veya yakılmalıdır. Yavru zarlarını yiyen ineklerde sindirim bozuklukları görülebilir.

Meme ödemi, memelerde göğüs kafesine kadar uzanan aşırı şişkinliktir. Buzağılamadan birkaç hafta önce oluşur ve çoğunlukla doğumdan 8-12 gün sonra kaybolur. Kaybolmadığı taktirde bir veteriner hekime müracaat edilmelidir.

Buzağı doğar doğmaz nefes alıp almadığına dikkat edilmelidir. Öncelikle yavrunun ağız ve burnundaki yavru zarı parçaları, mukus ve yavru suları temizlenmelidir. Çünkü yavruyu anneye bağlayan göbek kordonu kopar kopmaz solunum (nefes alam) zorunlu hale gelir. Normal doğumlarda yavru dışarı çıktıktan sonraki 10-60 saniye içinde solunum başlaması gerekir.

İlk teneffüs hareketi derindir. Akciğerlere fazla miktarda hava girebilmesi için, ilk nefes almanın güçlü ve derin olması gerekir. Yeni doğan buzağının yaşama şansı, normal solunum hareketinin kendiliğinden başlamasına bağlıdır.

Şayet solunum güç ve hırıltılı ise; mukusun uzaklaştırılması için yavruyu arka bacaklarından baş aşağı olacak şekilde bir yere asılmalı ve hafifçe silkelenmelidir. Bu işlem 10-20 saniye süre ile 3-5 defa tekrarlanmalıdır.

Yavrunun başına bir miktar soğuk su dökülebilir. Bu işlem solunumu uyarır.

Solunumun normale dönmediği durumlarda, kaburgalar üzerine dikkatlice çift taraflı hafif basınç uygulanır. Ayrıca hayvanın dilini birkaç kez hafifçe çekip bırakılır.

Buzağı kendiliğinden normal sıklıkta ve derin olarak solunuma başladığında bir bez yada çuval yardımı ile ovarak kurutulmalıdır.

Solunumdan sonra göbek kordonunun kontrolüne özen gösterilmesi gereklidir.

Göbek kordonu doğum sırasında çoğunlukla kendiliğinden kopar.

Kendiliğinden kopmamış ise; temiz bir makas veya bıçak ile yavrunun gövdesinden bir el genişliği uzaktan kesilmelidir.

Göbek yarası çok temiz tutulmalıdır. Bunun için buzağı bol ve kuru altlık üzerine alınmalıdır.

Göbek kordonuna bolca iyotlu bir antiseptik (Biokadin, Batticon) dökülmelidir. Kordonda kanama yoksa bağlanmamalıdır.

Göbek parçası bir hafta içinde kurur ve düşer, düşene kadar her gün antiseptik ilaçlar sürülmelidir.

Göbek yarasına mikrop bulaşır ise iltihap oluşur. Bu durumda göbekten kötü kokulu ve irinli bir akıntı gelir ve yavrunun genel durumu bozuktur. Bu durumdada acilen bir veteriner hekime müracaat edilmelidir.

Eğer ana yavruya ilgisiz kalıyorsa, özellikle soğuk bölgelerde buzağının vücudunu temiz ve kuru bir bezle kurulanmalıdır. Yeni doğan yavrunun üzerine kesinlikle tuz dökülmemelidir.

Doğum Bilgisi Ve Suni Tohumlama kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Doğum Bilgisi Abortus Sorunu

Dış ortamda yaşama şansı bulamayan fötüsün,gebelik süresi tamamlanmadan,çoğunlukla ölü bazende canlı olarak uterustan çıkarılması olayına abortus denir.Gebelik süresi bitmeden şekillenen doğumlarda ise uygun şartlar ve bakım sağlandığı takdirde yavrunun yaşaması mümkündür.Kısrakta gebeliğin 300,inekte 200,koyun ve keçide 130,köpeklerde 55,kedilerde 45.günden önce şekillenen doğumlar abort olarak değerlendirilmektedir.
Fekondasyondan embriyonik farklılaşma dönemine kadar olan yavru kayıpları embriyonik ölüm olarak isimlendirilir ve bu dönemde ölen yavru rezorbe edilir.Eğer embriyonik ölüm,aşım-tohumlamayı izleyen 12-13 ü içinde şekillenirse seksüel siklus etkilenmez ve 21.günde yeniden bir siklus başlar.Daha ileriki dönemlerdeki embriyonik ölümlerde,rezorbsiyonu takiben hayvan bir süre östrüs göstermez.
Fötal dönemlerdeki yavru ölümleri ise çoğunlukla abortus,daha az olarak ta mumifikasyon ve maserasyon ile sonuçlanır.Genellikle fötal dönemin başlangıcında,fötüsün ölmesi halinde bütün evcil hayvanlarda,fakat özellikle çoklu yavru yapanlarda mumifikasyon şekillenir.
Patogenez:
Enfeksiyon etkenleri uterusa;kan-placenta yolu ile,cervix uteriden bulaşarak yada gebe hayvanlarda tohumlama-çiftleşme veya genital organlardaki lokal enfeksiyonların progesteron etkisi altındaki uterusa ulaşması ile gelebilir.Placenta epitelindeki dejeneratif yada enfeksiyöz değişiklikler placentanın fonksiyonlarını aksatırken,enfeksiyon ürünleri ve toksinlerde yavru üzerine olumsuz etki yapar.Gebeliğin 2.ve erken 3.dönemlerinde ölen yavru otolizise uğrar ve genellikle 2-5gün içinde atılır.Gebeliğin sonuna yakın ve canlı olan fötüslar ise placentitise bağlı hypoksi neden ile strese uğrayarak atılma olayında aktif bir rol oynar.
Etiyoloji:
Abort oluşturan sebepler olarak kalıtsal veya kromozal bozukluklar,beslenme sorunları,fizikal-travmatik etkiler,toksik durumlar,hormonal dengesizlikler,psişik faktörler gibi non-infeksiyöz nedenler yada enfeksiyöz nedenlerde sayılabilir.Yavru atmaya neden olan enfeksiyonlar;bakteriyel,viral,funal veya protozoal etkenlere bağlı olabilir.
Non-infeksiyöz sebepler:
Kromozom-gen anamolileri neden olan kalıtsal faktörler embriyo veya fötüste defektler oluştururlar.Fötüste,gözle görülebilir anomalilerin yanısıra fark edilmeyen pek çok genetik anomali de ölüm ve atıklara neden olurlar.
Beslenme bozuklukları öncelikle fertiliteyi olumsuz etkileyen siklus bozukluklarına yol açar.Gebe kalabilen hayvanlarda ise yavru atmalar görülebilir.Embriyonik dönemde kötü beslenmeye bağlı olarak gelişmede malformasyonlar ve embriyonik ölümler şekillenebilir.Fötal dönemde gebe hayvanın kötü beslenmesi ise fötal ölümlere veya yaşama şansı zayıf prematüre doğumlara neden olmaktadır.Abortuslar,seyrek olarak yüksek dozlarda östrojenler veya glikokortikoidlerin gebe hayvanlara enjekte edilmesi ile meydana gelmektedir.
Avitamini noksanlığına bağlı olarak,abortus,erken doğum,zayıf ve kör malforme buzağılar görülebilir.Iyot eksikliği erken doğumlara ve tüysüz,zayıf buzağılara neden olur.E vitamini eksikliği de infertilite ve yavru atma ile sonuçlanabilir.
Çevre ısısının yükselmesi gebe hayvanlarda,beden ısısı,respirasyon sayısı ve kalp atımlarının artmasına neden olur.Aynı şekilde uzun süre yüksek ateşte seyreden hastalıklar da abortusa neden olur.
Gebelik tanısı ile yapılan rectal muayene ovaryumlarıdaki CL’un enüklasyonu,erken gebeliklerde amnion kesesinin patlatılması yavru kaybı ile sonuçlanır.Kısrak ve koyunlarda korku ve gerilmeler toplu halde yavru atmalara neden olabilir.Ayrıca progesteron yetersizliği de gebelik anında yavru atmalara neden olabilir.
Bozuk ve küflü yemler,varfarin,yüksek dozda östrojenik hormon içeren bitkiler,ergotin ve kinin gibi bazı ilaçlar abortusa neden olurlar
Non-infeksiyöz abortuslar çoğunlukla sporadik olarak görülürler ve genellikle önemli bir yetiştirme sorunu olamazlar.Abortus olguları arasında non-infeksiyöz yavru atmalar;ineklerde %10,kısraklarda %40,koyun ve keçilerde ise %10 ile %20 arasındadır.
Enfeksiyöz sebepler:
Bakteri,virus,mantar ve protozoonların oluşturduğu enfeksiyonlara bağlı olan yavru atmalar daha sık görülürler ve daha büyük ekonomik kayıplara neden olurlar.
Önemli bir sürü sorunu olarak ortaya çıkan brucellozis,vibriosis,salmonellozis,listeriozis,rhino-pnömonitis gibi özel enfeksiyonlar ise enzootik abortuslara neden olurlar
Klinik belirtiler ve tanı:
Gebeliğin ilk 1/3’ünde oluşan abortuslar,fötüsun küçük olması nedeni ile anaya fazla güçlük çıkarmazlar.Daha ileri dönemde ise güç doğum gibi benzeri doğumlara sebep olabilirler.
İneklerde gebelik süresi tamamlanmadan pelvik ve sakral ligamentlerin genişlemesi,cervical mukusun gevşeyip düşmesi,kanlı vaginal akıntı,vulvada hafif ödem ve kızarıklık görülmesi,daha ilerlemiş olgularda yavrunun ayaklarının genital kanalda bulunması abortus belirtileri olarak görülebilir.Kan progesteron düşme ile birlikte östrogenik hormon miktarında artma da diğer bulgu olarak değerlendirilebilir.

Abortusun sebebini belirlemek için anamnezle ananın,atık fötüsun ve yavru zarlarının makroskobik,histopatolojik,mikrobiyolojik ve immunolojik bulgular değerlendirilir.
Kesin tanı için laboratuara %50 gliserinli fizyolojik tuzlu su içersinde cotyledonları da içeren yavru zarı örnekleri,fötüsun akciğeri,dalağı,böbreği ve ayrıca fötüsun abomazum içeriği,uterus akıntısı ve ana kanı gönderilebilir.
Prognoz:
Çoğunlukla abortus olgularında değişik derecelerde olmak üzere placentitis mevcuttur ve uterus kontraksiyonları normal doğumdan daha zayıf şekillenir.Bu nedenle abortus sonrasında sıklıkla retentio secondinarium,akut kronik metritisler ortaya çıkar ve bu infertiliteye sebep olur.
Sağıtım ve Koruma:
Sağıtımda birinci derece önemli olan sürü çapında koruma sağlamaktır.Yavru atan hayvana müdahele eden hekimin öncelikle kendisini,yardımcılarını,yetiştirici ve yetiştirmeyi koruyucu önlemler alması gerekir.Tanı için yararlanılacak materyalin dışındaki fötüs ve yavru zarı parçaları yakılarak imha edilmelidir.Atık yapan hayvan,sebebi belli oluncaya kadar diğer hayvanlardan ayrılmalı ve ayrı yemleme ve sulama yapılmalı.Bu hayvanın akıntıları ile su,,yem,malzeme ve bakıcının diğer hayvanlardan uzak tutulması ayrıca bakıcının bu yönde uyarılması gerekir.
İneklerde;brucellozise karşı buzağılara 4-8 aylık dönemde,canlı liyofilize S-9 aşısı,daha sonraki yaşlarda ise adjuvanlı inaktif K45/A20 suşu aşısı ile her yıl aşılama yapılabilir.Sğır viral dairesi(BVDV)ne karşı inek ve düvelere çiftleşmeden 3 hafta önce,uygun olan canlı aşı uygulanabilir.Aşı her yıl tekrarlanmalıdır.
Küçük ruminantlarda;brucella mellitensise karşı kuzu ve oğlaklara karşı 3-5 aylıktan sonra,koyun ve keçilere,koç ve teke katımından 3ay önce aşı yapılır ve bu aşı her yıl tekrarlanır.
Kısraklarda;equine viral rino-pnömonitise karşı gebeliğin 5-7 ve 9. aylarında 3 kez uygulanabilir.Bu aşı ancak yavru atmaları önlemez ama insidensi azaltır.

Genel kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Laborant ve Veteriner sağlık Genetik Dersi Kısa Notlar

Genetik : biyoloojinin kalıtım ve varyosyanuyla ilhili bilim dalıdır.
Genetik karakterler : canlılarda bır önceki kuşaktan kendisini izleyen kuşaklara aktarılan nitelikler ve özelliklerdir.
-canlıların en önemli ortak özelliği hücrelerden meydana gelmesidir.
-çok sayıda hücrenin bir ataya gelmesi ile meydana gelen ileri canlıda hücreler birleşerek dokuları, dokular birleşerek organelleri, organeller birleşerek organları ve organlarda birleşerek sistemleri oluştururlar.
-hücreler 2 ye ayrılırlar ; somatik hücreler ve gelminal hücreler.
Somatik hücreler : kemik kas sinir kan yağ doku iç organlardır.
Gelminal hücreler: Üreme hücreleridir.
-hücre 3 temel kısımdan oluşur; hücre zarı, stoplazma , çekirdek.
Hücre zarı: Hücreyi çevreleyen ve dağılmasını önleyen protein ve yağlardan meydana gelen yapıdır.
Stoplazma: Hücrenin tüm faaliyetinin gerçekleştiği, organellerin ve çekirdeğin yüzdüğü yarıyoğun bir sıvıdır.
Stoplazmanın içinde bulunan organeller:
a) Mitokondri: hücrenin enerji merkezidir. Hücre içi solunum burada cereyan eder.
b) Koful: besin depolanmasında ve atık hücrelerin dışarı atılmasında kullanılan organeldir. Hayvan hücrelerinde az sayıda ve küçük, bitki hücrelerinde çok ve büyük.
c) Endoplazmik retikulum: Hücre içerisinde madde taşınmasında sorumlu organeldir. Granürlü ve granürsüz olmak üzere 2 ye ayrılır. Granürlü olanlarda ribozom bulunur.
d) Ribozomlar: Protein sentezinde sentezin yapıldığı yerdir.
e) Golgi aygıtı: Salgı maddelerinin üretildiği yerdir.
f) Sentrozom: Sadece hayvan hücrelerinde bulunur ve hücre bölünmesinde rol oynar.
g) Lizozom: Sindirim ile alakalı enzimdir.
Çekirdek zarı: Çift katlı bir zar olup üzerinde delikler bulunur. Hücre bölünmesinde kaybolur yeni hücre oluşumunda tekrar endoplazmik retikulum ve golgi yardımıyla oluşturulur.
Çekirdekcik: İçerisinde az miktarda DNA, bol miktarda Rna bulunur.
Çekirdek sıvısı: Homojen yapıda olup bol miktarda ATP bulunur.
Kromatik iplikler: Hücrede ençok bulunan bir maddedir.
– Çekirdek yapısında %20-25 oranında DNA, DNA nında 1/8 ile 1/10 arasında RNA bulunur. Çekirdek %70-75 de protein ve lipidlerden oluşur. Kromozomların bulunduğu yerdir.
-Kromatitlerin birbirine bağlandığı noktaya ise sentromerler adı verilir.
Kromozomlar:
1) Polimerize olmuş zincir moleküllerinden oluşmuştr.
2) Kimyasal yapıda nükleotitler oluştururlar. Ayrıca nükleotitler şeker, fosfor asiti ve azot bazlarından oluşur. Bu bazlar adenin ve guanin gibi, stonin ve timin gibi primidinlerden oluşur.

Veteriner Genetik kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın