Abortus Sorunu

Dış ortamda yaşama şansı bulamayan fötüsün,gebelik süresi tamamlanmadan,çoğunlukla ölü bazende canlı olarak uterustan çıkarılması olayına abortus denir.Gebelik süresi bitmeden şekillenen doğumlarda ise uygun şartlar ve bakım sağlandığı takdirde yavrunun yaşaması mümkündür.Kısrakta gebeliğin 300,inekte 200,koyun ve keçide 130,köpeklerde 55,kedilerde 45.günden önce şekillenen doğumlar abort olarak değerlendirilmektedir.

Fekondasyondan embriyonik farklılaşma dönemine kadar olan yavru kayıpları embriyonik ölüm olarak isimlendirilir ve bu dönemde ölen yavru rezorbe edilir.Eğer embriyonik ölüm,aşım-tohumlamayı izleyen 12-13 ü içinde şekillenirse seksüel siklus etkilenmez ve 21.günde yeniden bir siklus başlar.Daha ileriki dönemlerdeki embriyonik ölümlerde,rezorbsiyonu takiben hayvan bir süre östrüs göstermez.

Fötal dönemlerdeki yavru ölümleri ise çoğunlukla abortus,daha az olarak ta mumifikasyon ve maserasyon ile sonuçlanır.Genellikle fötal dönemin başlangıcında,fötüsün ölmesi halinde bütün evcil hayvanlarda,fakat özellikle çoklu yavru yapanlarda mumifikasyon şekillenir.

Patogenez:

Enfeksiyon etkenleri uterusa;kan-placenta yolu ile,cervix uteriden bulaşarak yada gebe hayvanlarda tohumlama-çiftleşme veya genital organlardaki lokal enfeksiyonların progesteron etkisi altındaki uterusa ulaşması ile gelebilir.Placenta epitelindeki dejeneratif yada enfeksiyöz değişiklikler placentanın fonksiyonlarını aksatırken,enfeksiyon ürünleri ve toksinlerde yavru üzerine olumsuz etki yapar.Gebeliğin 2.ve erken 3.dönemlerinde ölen yavru otolizise uğrar ve genellikle 2-5gün içinde atılır.Gebeliğin sonuna yakın ve canlı olan fötüslar ise placentitise bağlı hypoksi neden ile strese uğrayarak atılma olayında aktif bir rol oynar.

Etiyoloji:

Abort oluşturan sebepler olarak kalıtsal veya kromozal bozukluklar,beslenme sorunları,fizikal-travmatik etkiler,toksik durumlar,hormonal dengesizlikler,psişik faktörler gibi non-infeksiyöz nedenler yada enfeksiyöz nedenlerde sayılabilir.Yavru atmaya neden olan enfeksiyonlar;bakteriyel,viral,funal veya protozoal etkenlere bağlı olabilir.

Non-infeksiyöz sebepler:

Kromozom-gen anamolileri neden olan kalıtsal faktörler embriyo veya fötüste defektler oluştururlar.Fötüste,gözle görülebilir anomalilerin yanısıra fark edilmeyen pek çok genetik anomali de ölüm ve atıklara neden olurlar.

Beslenme bozuklukları öncelikle fertiliteyi olumsuz etkileyen siklus bozukluklarına yol açar.Gebe kalabilen hayvanlarda ise yavru atmalar görülebilir.Embriyonik dönemde kötü beslenmeye bağlı olarak gelişmede malformasyonlar ve embriyonik ölümler şekillenebilir.Fötal dönemde gebe hayvanın kötü beslenmesi ise fötal ölümlere veya yaşama şansı zayıf prematüre doğumlara neden olmaktadır.Abortuslar,seyrek olarak yüksek dozlarda östrojenler veya glikokortikoidlerin gebe hayvanlara enjekte edilmesi ile meydana gelmektedir.

Avitamini noksanlığına bağlı olarak,abortus,erken doğum,zayıf ve kör malforme buzağılar görülebilir.Iyot eksikliği erken doğumlara ve tüysüz,zayıf buzağılara neden olur.E vitamini eksikliği de infertilite ve yavru atma ile sonuçlanabilir.

Çevre ısısının yükselmesi gebe hayvanlarda,beden ısısı,respirasyon sayısı ve kalp atımlarının artmasına neden olur.Aynı şekilde uzun süre yüksek ateşte seyreden hastalıklar da abortusa neden olur.

Gebelik tanısı ile yapılan rectal muayene ovaryumlarıdaki CL’un enüklasyonu,erken gebeliklerde amnion kesesinin patlatılması yavru kaybı ile sonuçlanır.Kısrak ve koyunlarda korku ve gerilmeler toplu halde yavru atmalara neden olabilir.Ayrıca progesteron yetersizliği de gebelik anında yavru atmalara neden olabilir.

Bozuk ve küflü yemler,varfarin,yüksek dozda östrojenik hormon içeren bitkiler,ergotin ve kinin gibi bazı ilaçlar abortusa neden olurlar

Non-infeksiyöz abortuslar çoğunlukla sporadik olarak görülürler ve genellikle önemli bir yetiştirme sorunu olamazlar.Abortus olguları arasında non-infeksiyöz yavru atmalar;ineklerde %10,kısraklarda %40,koyun ve keçilerde ise %10 ile %20 arasındadır.

Enfeksiyöz sebepler:

Bakteri,virus,mantar ve protozoonların oluşturduğu enfeksiyonlara bağlı olan yavru atmalar daha sık görülürler ve daha büyük ekonomik kayıplara neden olurlar.

Önemli bir sürü sorunu olarak ortaya çıkan brucellozis,vibriosis,salmonellozis,listeriozis,rhino-pnömonitis gibi özel enfeksiyonlar ise enzootik abortuslara neden olurlar

Klinik belirtiler ve tanı:

Gebeliğin ilk 1/3’ünde oluşan abortuslar,fötüsun küçük olması nedeni ile anaya fazla güçlük çıkarmazlar.Daha ileri dönemde ise güç doğum gibi benzeri doğumlara sebep olabilirler.

İneklerde gebelik süresi tamamlanmadan pelvik ve sakral ligamentlerin genişlemesi,cervical mukusun gevşeyip düşmesi,kanlı vaginal akıntı,vulvada hafif ödem ve kızarıklık görülmesi,daha ilerlemiş olgularda yavrunun ayaklarının genital kanalda bulunması abortus belirtileri olarak görülebilir.Kan progesteron düşme ile birlikte östrogenik hormon miktarında artma da diğer bulgu olarak değerlendirilebilir.

 

Abortusun sebebini belirlemek için anamnezle ananın,atık fötüsun ve yavru zarlarının makroskobik,histopatolojik,mikrobiyolojik ve immunolojik bulgular değerlendirilir.

Kesin tanı için laboratuara %50 gliserinli fizyolojik tuzlu su içersinde cotyledonları da içeren yavru zarı örnekleri,fötüsun akciğeri,dalağı,böbreği ve ayrıca fötüsun abomazum içeriği,uterus akıntısı ve ana kanı gönderilebilir.

Prognoz:

Çoğunlukla abortus olgularında değişik derecelerde olmak üzere placentitis mevcuttur ve uterus kontraksiyonları normal doğumdan daha zayıf şekillenir.Bu nedenle abortus sonrasında sıklıkla retentio secondinarium,akut kronik metritisler ortaya çıkar ve bu infertiliteye sebep olur.

Sağıtım ve Koruma:

Sağıtımda birinci derece önemli olan sürü çapında koruma sağlamaktır.Yavru atan hayvana müdahele eden hekimin öncelikle kendisini,yardımcılarını,yetiştirici ve yetiştirmeyi koruyucu önlemler alması gerekir.Tanı için yararlanılacak materyalin dışındaki fötüs ve yavru zarı parçaları yakılarak imha edilmelidir.Atık yapan hayvan,sebebi belli oluncaya kadar diğer hayvanlardan ayrılmalı ve ayrı yemleme ve sulama yapılmalı.Bu hayvanın akıntıları ile su,,yem,malzeme ve bakıcının diğer hayvanlardan uzak tutulması ayrıca bakıcının bu yönde uyarılması gerekir.

İneklerde;brucellozise karşı buzağılara 4-8 aylık dönemde,canlı liyofilize S-9 aşısı,daha sonraki yaşlarda ise adjuvanlı inaktif K45/A20 suşu aşısı ile her yıl aşılama yapılabilir.Sğır viral dairesi(BVDV)ne karşı inek ve düvelere çiftleşmeden 3 hafta önce,uygun olan canlı aşı uygulanabilir.Aşı her yıl tekrarlanmalıdır.

Küçük ruminantlarda;brucella mellitensise karşı kuzu ve oğlaklara karşı 3-5 aylıktan sonra,koyun ve keçilere,koç ve teke katımından 3ay önce aşı yapılır ve bu aşı her yıl tekrarlanır.

Kısraklarda;equine viral rino-pnömonitise karşı gebeliğin 5-7 ve 9. aylarında 3 kez uygulanabilir.Bu aşı ancak yavru atmaları önlemez ama insidensi azaltır.

Please follow and like us:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir