SIĞIRLARDA KETOZİS

  SIĞIRLARDA KETOZİS

Ketozis; yüksek verimli süt ineklerinde karbonhidrat metabolizmasının bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan, genellikle subakut ve kronik seyirli bir hastalıktır. Ketozise ineklerde, laktasyonun en yüksek olduğu yaş dönemlerinde rastlanır. Hastalık ilk doğumunu yapanlarda pek görülmez. Hastalığın çıkışı, sürüden sürüye değişiklik gösterir. Olayların ortaya çıkışı daha çok doğumdan sonra birkaç gün ile 2 aya kadarki dönemde gözlenmektedir. Buzağılamadan sonraki üç haftalık dönem en kritik dönemdir. Fazlaca yağlı inekler ve ikiz taşıyanlar daha fazla riske sahiptirler. Ayrıca ketozisin ortaya çıkışı, laktasyon süresinin uzaması, mevsimler ( en sık olarak kış sonu ve ilkbahar), iklim, barındırma ve yedirilen rasyonun özelliği gibi faktörlerle de ilişkilidir.
Ketozis, yüksek verimli süt ineklerinde özellikle laktasyonun ilk aylarında artmış enerji ihtiyacının karşılanamaması veya gebeliğin son iki ayı boyunca yetersiz besleme sonucu ortaya çıkar. Rasyonda hayvanın ihtiyacını karşılayacak enerji bulunmadığında, vücut ihtiyaç duyduğu enerjiyi yağlar ve proteinlerden karşılamaya çalışır. Hastalığın ortaya çıkışında diğer bir neden de çeşitli akut ve kronik seyirli hastalıklardır. Bu beslenme ve hastalıkların etkisi sonrasında oluşan ketozis olguları, dört formda incelenebilir:

1.Rasyonlarda karbonhidrat miktarının azlığına bağlı “Primer (Birincil) Ketozis”: Verilen yemlerdeki karbonhidrat miktarının azlığı dolayısıyla hayvanda, süt veriminin azlığı, düşkünlük, hipokalsemi ve hipomagnezemiden başka semptom görülmez. Fakat laktasyondaki ineklere verilen rasyondaki karbonhidrat miktarı azlığı devam ederse, hayvan enerji gereksinimini yağ dokularından veya diğer dokulardan (kas, kalp, akciğer, böbrek) yağ yakarak karşılamak zorunda kalır, hastalık böylece ilerleyerek klinik ketozise dönüşür.

2.Rasyonların ketojenik özellikte olmasıyla ortaya çıkan “Alimenter (Beslenmeye bağlı) Ketozis”: Bu formun meydana gelmesinde ketojenik silaj yemlerinin verilmesi etkili olmaktadır.

3.Lipojenik özellikte rasyonların verilmesiyle ortaya çıkan “Spontan Ketozis”: Lipojen özellikteki yemler; yağlı tohum küspeleri ve protein değeri yüksek, selüloz miktarı düşük olan rasyonlardır. Bu tip yemler; özellikle laktasyonun ilk üç ayında yedirildiğinde hastalık süt ineklerinde daha sık olarak ortaya çıkar. Yine bu tür yemler karaciğer yağlanmasına neden olmaktadır.

4.Diğer hastalıkların komplikasyonu olarak ortaya çıkan “Sekonder (İkincil) Ketozis”: Hastalığın bu formu rasyonla ilgili değildir. Verilen rasyon yeterli ve dengeli olabilir, fakat hayvanın diğer hastalıklara bağlı olarak iştahı azalmış ya da tamamen durmuştur. Kobalt eksikliği olan bölgelerde, otlayan sığırlarda da ketozis çoğunlukla saptanmaktadır. Asıl hastalıkların düzeltilmesi ile sekonder ketozis olayları kendiliğinden iyileşebilir.

Sığırlarda ketozis ayrıca A ve B12 vitaminleri; kobalt, fosfor, mangan gibi iz element noksanlıkları, hayvanların hareketsiz bırakılmaları, karaciğer hastalıkları, böbrek üstü bezindeki fonksiyon bozuklukları durumlarında da ortaya çıkabilmektedir.
Klinik olarak iştahsızlık, kuru dışkı (at dışkısı gibi), süt veriminde azalma, depresyon gibi belirtiler gözlenir. Hastalık klinik olarak iki formda gözlemlenebilir. Bu iki form hastalığın ilerlemiş devrelerinde daha da belirgin hale gelir.

1.Sindirim Sistemi Formu: Süt ineklerinde bu formun görülme oranı daha fazladır. Hastalık doğumdan birkaç hafta sonra başlar ve yavaş gelişen bir hazımsızlıkla seyreder. Hayvan başlangıçta sadece kuru ot ve saman gibi kaba yemleri yemeği yeğler veya yemini seçerek alır, genellikle tane yemleri veya konsantre yemleri yemeği reddeder, arasıra yenilmeyecek şeyleri yeme (duvarların yalanması, altlıkların yenilmesi) gözlemlenebilir. Bir süre sonra hayvan hiç yem yemez ve su içmez. İşkembe hareketleri ve geviş getirme tamamen durmuş, dışkılama seyrekleşmiş, dışkı kurudur. Bazen inatçı bir ishal de gözlenebilir. Süt verimi azalır (1/4 oranında), kıvamı koyulaşır ve kaynatıldığında pıhtılaşır. Hayvan hızlı bir şekilde zayıflar. Yürürken sallanır, çoğunlukla yarı uyku halindedir. Sürü dışında kalır. Bu dönemde solunum havasında, deride ve sütte tipik bir aseton kokusu algılanır.

2.Sinirsel Form: Sinirsel bozukluklar hayvanlarda doğumda ve sonrasında gözlenmeye başlar. Hayvan birdenbire tutarsız hareketler gösterir. Zaman zaman böğürür, duvarlara ve yemliklere çıkar, saldırgandır, gözleri döner, ayaklarını yere vurur, dairesel hareketler yapar, yerinde duramaz, ön ayaklarını çapraz olarak tutar, başını bir yere dayar, bazen geçici bir süre körlük dikkati çeker. Vücudunu duvarlara sürter veya durmadan yalar, yenilmeyecek şeyler yeme belirtileri, boşa çiğneme hareketleri, diş gıcırdatma ve tükürük miktarında artış görülür. Hayvan hafif titremeler ve kasılmalar gösterir, hareketleri anlamsızdır. Ender olarak kusma görülür. Sinirsel hareketler 1-2 saatlik nöbetler şeklindedir, bu süre sonunda hayvan normale döner, 10-12 saat aralıklarla nöbetlerin tekrarlandığı gözlenir. Bu nöbetler sırasında hayvan kendini yaralayabilir. Hayvanın sütünde, derisinde ve idrarında aseton kokusu algılanır. Hayvanlarda süt verimi aniden azalır fakat tamamen ortadan kalkmaz. Sütün kıvamı artar, krema görüntüsünü andırır, kokusu ve tadı değişir. Arka kısım felcinden dolayı yürürken tökezler. Hayvanın zaptı raptı zordur ve ileri safhalarda hayvan yere yatar ve komaya girerek ölür. İneğin fazla strese maruz kaldığı ve zayıf olduğu durumlarda yavru atma ve buzağının ana rahminde öldüğü bazı durumlarda da annenin doğrurken öldüğü gözlenebilir.
Hastalık çoğunlukla doğumdan sonraki 2-3 haftalık dönem içinde görülür ve aşağı yukarı 3 hafta kadar devam eder.
Ketozis oranı yaşlı ineklerde daha fazladır. İnekler süt ürettikçe daha hassaslaşırlar.

Korunma için hayvanların doğum öncesi fazla yağlanmamasına veya fazla zayıflamamasına özen gösterilmeli, bunun için hayvanların dengeli beslenmesine dikkat edilmelidir. Ayrıca doğuma iki ay kala sağıma son verilmeli ve bir ay kala iyi dengelenmiş rasyonlarla hayvanlar beslenmelidir. Tüm rasyonun ani değişiklikleri özellikle buzağılamaya yakın ve buzağılamada, stresi en aza indirmek için, önlenmelidir. Örneğin doğuma bir ay kala hayvanlara günde 5 kg konsantre yem, iyi kalitede kuru ot ve diğer yemler veriliyorsa bu miktar doğuma kadar azaltılmalıdır. Doğum öncesi vücutta depo yağ oluşumu engellenmelidir. İnek doğurduktan sonra enerji içeriği yavaş yavaş epey arttırılmalıdır. Doğumdan sonra verimin artması için yavaş yavaş arttırılma koşuluyla 3 litre süt verimi için 1 kg konsantre yem ve 100 kg canlı ağırlık için 3kg miktarında iyi kalitede kuru ot veya diğer yemler verilmelidir. Haşlanmış patates, 500gr şeker veya pekmez, 500-1500gr melas verilmesi yararlıdır. Yedirilen rasyonlardaki protein miktarı %16-18’i geçmemeli ve sindirilebilir karbonhidrat miktarı yeterli olmalıdır. Eğer tane yemler veriliyorsa ezilip verilmelidir. Kuru ot ve diğer yemler bozuk, küflü ve ıslak olmamalıdır. Ahırdaki sığırlar hergün gezindirilmelidir. Rasyonlara yeterli miktarda kobalt, fosfor, mangan gibi iz elementler ve A vitamini ilave edilmeli, ayrıca doğumdan sonra 1-1,5 ay süreyle günde 100 gr miktarında Sodyum propiyonat yemle birlikte verilmelidir. Yakın geçmişe ait çalışmalarda buzağılamadan önce ineklere günlük 6gr nikotinik asit eklenmiş rasyon verildiğinde, iyi sonuçlar alınmıştır. 

Please follow and like us:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir