BAL ARILARINDA KALITIMIN DAVRANIŞLAR ÜZERİNE ETKİSİ

BAL ARILARINDA KALITIMIN DAVRANIŞLAR ÜZERİNE ETKİSİ

Birbirinden farklı özellikle gösteren arı ırklarının davranışlarının geçiş varyasyon gösterdiği uzun yıllardan beri bilinmektedir.

Kunter ve Maekensen (1952), Rothenbuhler (1967), arıların davranış farklılıkları üzerinde çalışmalar yaparak farklı ırklara ait arıların karakterlerini izleme olanağı bulmuşlardır. Davranışın genetik analizi için kolonideki işçi arı kompozisyonunun genetik açıdan homojen olması gerekmektedir

Böylece bir homojenlik akrabalı yetiştirilmiş hattın F1 melezleri ile sağlanabilir. F1 ana arısından elde edilen parental akraba hattının ana arısına geri melezlenmesi ile koloni oluşturulur. Bu teknik bal arılarının hijyonik davranış farklılıklarının analizinde temel kural olarak kullanılmaktadır.

Bal arılarında geliştirilmesi istenen ve ekonomik önemi olan karakterler genelde bal verimi ve yumurtlama hızının arttırılması yönünde yapılan çalışmalardır. Ancak davranış ve morfolojik karakterlerinden bazılarını ölçme zorluğu, kolaylıkla saptanabilen veya görülmeyen bazı kalitatif karakterlerin kalıtsallığının ekonomik önemde olan ve üzerinde yoğun çalışmalar yapılan karakterin kalıtımları üzerinde durulacaktır Teknik Arıcılık ( 1989, Sayı 23).

Yumurtlama Hızı ve Bal Verimi

Bal arılarının akrabalarının yetiştirilmiş hatlarında onların F1 ‘lerinde ve bazı ticari anaçlarında yumurtlama hızı ve bal verimi üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada hibrit döllerinin kendisini oluşturan en yüksek verimini anaçlardan daha üstün özellikte olacağı düşünülmüştür Cale ve Gowen ( 1956).

F1 ana arılarının yumurta üretimi, ebeveynlerin gösterdiği değerin % 105 ile % 166 ‘sı oranında olup, ortalama üretim % 35.5 ‘e yükselmiştir. F1 ‘lerin bal üretimi miktarı % 96 ile % 129 arasında değişmekte, ortalama üretim ebeveynlerinden % 14.1 yüksek bulunmuştur Teknik Arıcılık ( 1989, Sayı 23).

Sokma Davranışı

Hijyenik davranış denemelerinde birçok karakter yanında sokma davranışının incelenmesi özel bir önem verilmiştir. Amerikan Yavru Çürüklüğüne karşı denenen Van Scoy ve Brown hatları ve bunların F1 melezlerinde sokma davranışı incelenmiştir. 7 Van Scoy kolonisinde belirli bir süre içerisinde yapılan 98 ziyarette yalnız bir sokma olayı gözlenirken, Brown kolonileri aynı günde 98 ziyarette 143 sokma olayı göstermişlerdir. Gerçekten sokma özelliği yönünden iki hat belirgin bir şekilde karakter ayrılığı ortaya koymuştur Rothenbuhler (1964).

Hastalıklara karşı direnç gösteren arılar genellikle melez döller olup, kuluçkalığın ölü larvalardan temizlenmesi ve koloninin kendini arıcıya karşı koruyabilmesi (sokma davranışı) üstün özellik gösteren döllerde genel karakterin bir göstergesi niteliğindedir. Eğer hijyenik davranış ile sokma davranışı ile sokma davranışı aynı karakter altında oluşuyorsa hijyenik kolonilerin geriye melezlenmiş dölleri de sokucu olmak durumundadır. Rothenbuhler (1968) yaptığı araştırmada bu durumun tersini ortaya koymuştur. Geriye melezlenmiş 29 kolonin sokma davranışından 1 veya 2’den çok lokusun etkili olduğunu ; geriye melezlenmiş kolonilerde sokma davranışı ile hijyenik davranışın farklı genlere bağlı kantatif bir karakter olduğu ve kalıtsallığın yüksek olduğu saptanmıştır.

Polen ve Nektar Toplama Yeteneği

Arıların davranışları ile ilgili diğer çalışmalar, özellikle yalnız bir bitki türünün polenini toplayan ve nektar kaynağından daha hızlı yararlanabilen arılar yetiştirme yönünde olmuştur.

Bal arısı, bir çok bitkinin tozlaşması yönünden tarımsal alanda bir yer almaktadır. Bu nedenle bal arısı, yetiştirilmesi istenen bitkinin polenlerini çok iyi bir şekilde toplayabiliyorsa ve ondan yararlanabiliyorsa gerek bitki tozlaşması gerekse kendi besinini sağlama yönünde olsun önemli rol oynamaktadır. Bu yönde ilk çalışmalar Mackensen ve Nye (1965, 1968, 1970), tarafından belli bir bitkinin polenini toplama yönünden yapılmıştır. Araştırmacılar kolonilerin polen toplama aktifliğini saptamaktan sonra bu karakterlerin bir katılım faktörü olduğunu öne sürerek programlarını bu yönde geliştirmişlerdir. Mackensen ve Nye (1965), işaretli 356 koloninin tarlacı işçi arılarının yonca (Medicago sativa) polenini toplama eğilimi açısından 5. Generasyonda çok yüksek varyasyon saptamışlardır. Bal arılarının yonca poleni toplama eğilimi açısından gösterdikleri bu varyasyonunu birçok genin determine ettiğini ve eklemeli gen etkisini gösterdiğini vurgulamışlardır. Daha sonraları Cale (1971), bal arılarının diğer bitkilerine oranla yonca poleni toplama özelliklerini tek taraflı (Recurrent) seleksiyon kullanarak ortaya koymuştur. 3. jenerasyon sonunda, bal arılarının yonca bitkisine özel eğilim göstererek, yüksek derecede çalıştıklarını saptamıştır. Bu sonuçlar bal arılarının polen toplama eğilimi açısından geliştirilecekleri ve kalıtsallığının yüksek olduğunu göstermektedir.

Bal arılarının nektar toplama yeteneklerinin farklılığını ortaya koymak amacı ile bir laboratuar çalışması yapılmıştır. Aynı koloniden alınan arı grupları, şeker şurubunu toplam yönünden aynı sonuçları vermesine karşılık, değişik kolonilerden alınan arılar toplama eğilimi bakımından performansı gösterememişlerdir. Bu nedenle toplama hızları birbirinden ayrıcalık gösteren hızlı ve yavaş istifçi koloniler iki yönlü seleksiyonla geliştirilmişlerdir. 3. jenerasyon sonunda hızlı istifçi hatlar 20 ml.’lik şeker şurubunu 3.8 günde, yavaş istifçi hatlar ise aynı miktarı 10.3 günde tüketmişlerdir. Kontrol kafeslerinde farklı toplama eğilimi gösteren arılar, arılıklarda nektar akımında aynı özelliklerini korumuşlar, hızlı istifçi koloniler, yavaş istifçi kolonilerden daha çok nektar getirmişlerdir.

Oğul Verme Eğilimi

Oğul verme eğilimi açısından koloniler farklı özellikler göstermektedir. Haydak (1960), oğul eğiliminin oluşumunda koloninin karşılaştığı iç ve dış etmenlerin, bireylerin fizyolojik yapıları ve kalıtımları ile birlikte olduğunu bildirmektedir. Morris (1981) ‘ e göre oğul verme % 85 genetik, % 15 koloni idaresine bağlıdır. Ancak yetiştiricilikte oğul vermeyi önlemek olasıdır. Gary ve Morse (1962), Morris (1981), oğul vermenin kalıtsallığının yüksek olan ırklarda ana arı memelerinin bozulabileceğini ve ana arı memesi yapımının sonunda bunun mutlaka oğul verme ile sonuçlanmayacağını bildirmektedir

SONUÇ

Bal arılarında oldukça geniş bir varyasyon bulunmaktadır. Bu nedenle çeşitli ırklarda veya hatlarda morfolojik ve davranış özellikleriyle ilgili farklılıklar bulunmaktadır. Bal arılarında ekonomik önemi bulunan bir çok karakteri aynı hatta toplamak ancak ıslah yoluyla olasıdır. Bu konu üzerinde çalışan araştırmacı ve ıslahçılara bu özellikler açısından çok büyük araştırma olanakları doğmaktadır.

Ekonomik değeri olan ve yetiştirmesi arzulanan karakterler, yöresel koşullara uyum gösteren, iyi huylu, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı ve yüksek verim veren arı hatlarının geliştirilmesi yönünde yapılmalıdır. Günümüzde bölge koşullarına uyum gösteren arı ırk veya tiplerinin geliştirilmesi, ekolojik yönden son derece uygun ülkemizin arıcılık potansiyeline yeni boyutlar kazandıracaktır.

Arıyı tanımadan, arıların hangi şartlarda nasıl bir davranış içinde olacaklarını ve neler istediklerini bilmeden başarılı bir arıcılık yapışması imkansızdır. Arıcılıkta üstün bir verime ulaşmak için modern arıcılık tekniklerini öğrenmek ve uygulamak şarttır. Bunun içinde sürekli olarak yeni gelişmeleri ve yeni teknikleri takip etmek, araştırmak ve öğrenmek gayreti içinde olmak gerekmektedir. 

Please follow and like us:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir