Etçi Irk Sığır Yetiştiren İşletmeler / Sığır Yetiştiriciliği

sarole_besilik

Etçi Irk Sığır Yetiştiren İşletmeler

sarole_besilik

Etçi ırklar, bilindiği gibi et üretim amacı önde tutularak geliştirilmişlerdir. Genellikle iri cüsseli olan bu ırkların süt verimleri buzağıyı büyütmeye yetecek kadardır. Üretimin doğası gereği, daha fazla süt verimi de arzulanmaz.
Türkiye’de etçi sığır yetiştiriciliği yoktur. Etçi ırklardan ikisi Aberdeen-Angus ve Hereford ülkemize getirilmiştir. Ne var ki bu ırklar üretici tarafından benimsenmedikleri gibi devlet işletmelerinde bile uzun süre tutulmamışlardır. Bu sonuçta etçi ırkların özellikleri ve ülkemiz koşullarının önemli payı vardır.
Etçi bir ırk inekten sağlanan yıllık gelirin kaynağı hemen sadece bir döldür. Bu durumda işletmenin karlılığı inek başına masrafların, bir döl ile sağlanacak gelirin altında olmasına bağlıdır. Ayrıca, aynı olanakları kullanarak daha karlı bir başka üretimin de yapılamıyor olması gerekir. Bu da üretimin, doğal kaynaklara dayalı yürütülmesine halinde söz konusu olur. İşte bu nokta göz önüne alındığında Türkiye’nin etçi ırk sığır yetiştiriciliğine uygun olmadığı, bu faaliyetin ekonomik olarak sürdürülemeyeceği söylenebilir. Çünkü Türkiye’deki çayır ve meralar etçi ırk sığır yetiştiriciliği için yeterince verimli ve geniş değildir. Ayrıca tamamı köy orta malı niteliğinde olan meralardan koyun, keçi ve sığırlarımızın önemli bir bölümü halen yararlanmaktadır. Ne var ki meralarımız yerli ve kültür ırkı melezi sığırlar bir yana, koyun ve keçilerin gereksinimini bile karşılayamayacak ölçüde verimsizdir. Bunun sonucu olarak meradan yararlanan hayvanlar her bölgemizde, miktarı bölgelere ve mevsime göre değişmekle birlikte, hemen hemen bütün yıl ek yemlemeye gereksinim duyarlar. Bu gereksinim sığırlar için daha da fazladır.
Kültür ırkı ve melezi yerli ırklar, meraya ek olarak verilen bir miktar yem ile, belki besiye etçil ırklar kadar uygun olmayan bir döl ve genotiplerine bağlı olarak bir miktar da süt üretirler. Sonuçta bir inekten hem bir döl hem de bir miktar süt elde edilmiş olur. Bu iki unsurdan elde edilen gelir ülkemiz koşullarında, bir etçi ırk dölden sağlanandan daha yüksektir.
Hayvanların yetersizliği bir yana ülkenin süt üretimi de düşüktür ve üreticilerin üretim koşulları ve alışkanlıkları da etçi ırk yetiştirmeye uygun değildir. Bütün bunlara ek olarak özellikle kombine verimli kültür ırkları ve bunların melezlerinin besi performansları ile etçi ırkların besi performansları arasında büyük farklılıklar da yoktur.
Buraya kadar anlatılanlardan etçi ırklarla çalışan ülkelerin yanlış iş yapmakta oldukları gibi bir sonuç da çıkarılmamalıdır. Bu ülkelerin sahip olduğu geniş ve verimli otlakları değerlendirmede etçi ırklar iyi bir seçenektir. Çünkü etçi sığır sürülerinin yönetimi daha kolay ve işgücü talebi düşüktür. Ayrıca kötü hava koşullarına dayanabilen bu sığırlar yem ve su için uzun mesafeler yürüyebilir ve yırtıcı hayvanların çoğundan korunabilirler.
Etçi ırk sürüleri saf olarak yetiştirmenin ekonomik olmadığı alanlarda diğer koşullar da uygun ise, et üretimini arttırmak amacıyla bu ırklardan melezleme çalışmalarından yararlanılmaktadır. Birçok ülkede yapılan bu uygulamanın esası sütçü sürülerde damızlığa ihtiyaç duyulmadığı dönemlerde, sürünün bir bölümü veya tamamını geçici olarak etçi ırklara melezlemek ve bu çiftleşmeden elde edilen tüm dölleri et üretiminde kullanmaktır. Yakın gelecekte Türkiye’de yaygın olarak kullanılması beklenmeyen bu uygulamanın başarıyla yürütülebilmesi, uygun etçi ırkın seçimiyle yakından ilişkilidir. Ayrıca bir damızlıkla bir kasaplık döl arasındaki fiyat farkının da uygulamanın yaygınlaşması ve başarısına etkili olacağı unutulmamalıdır.

Please follow and like us:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir