Kapiller Kan Damarları Ve Sınıflandırılmaları – Dolaşım Sis.

Kapiller Kan Damarları

Kan akımı yavaş ve kapiller duvar ince olduğundan  kan-doku arasındaki değişim için uygun alanlardır.  Çapları yaklaşık 8-10 mm, uzunlukları ise 0.25-1 mm dir. 50 mm uzunluğundaki kapillerlere adrenal korteks ve böbrek medullasında rastlanır. Kapiller çapı yolları boyunca değişmez. Lümen çapı 1 hücrenin geçişi için uygundur.  Tüm kapiller yataklar aynı anda açık değildir.  Ancak  fizyolojik olarak ihtiyaç duyulduğunda daha fazla kapiller yatağın açılmasını ve kan akışının artmasını sağlar.  Kapiller toplamı 96 000 km iken kapladıkları alan ise 6 000 m2   dir. Bir organda kapiller çoksa  metabolik aktivite yüksek; azsa  düşüktür.

Endotel hücreleri dış taraftan endotelyal hücrelerden sentezlenen bir bazal lamina ile çevrilidir. Küçük kapillerlerde 1 endotel hücresi kapilleri döşerken, büyük kapillerleri 2-3 endotel hücresi döşer. Endotel hücreleri birbirlerine zonula occludensler ve tight-junctionlarla tutunur.  Endotel hücrelerinde Golgi Kompleksi, mitokondri, serbest ribozom, AGER ve  ara filamanlar  (9-11 nm) bulunur. Ara filamanlar perinükleer zonda yerleşiktir.  Bazı hücreler desmin, bazıları vimentin bazı endotel hücreleri ise ikisini birden içerir. Bu filamanlar endotel hücrelerine desteklik sağlar.

Tüm hücre membranlarında pinositotik veziküllerin bulunuşu kapillerin tanınma ölçütüdür. Bu veziküller tek tek sıralı olabilir, 2 tek vezikül birlikte kaynaşabilir veya birkaç vezikül birleşerek bir kanal oluştururlar.

Kapillerin ve küçük venüllerin dışında perisit ( perivasküler hücre, adventisyal hücre) bulunur.  Bunlar uzun primer sitoplazmik uzantıları ve bunlardan çıkan sekonder uzantıları olan mezenşimal hücrelerdir. Sekonder uzantıları endotel hücreleri ile birkaç gap-junctiona bağlantı kurarlar. Aktin, miyozin, tropomiyozin, isomyosin ve protein kinaz içerirler. Bu yapıların hepsi kapillerdeki kan akışını düzenleyen kontraktil süreçle ilgilidir. Harabiyetten sonra perisitler arteriyol ve venül duvarlarında düz kas ve endotel hücreleri oluşturmak üzere farklanabilirler. Angiogenezis ve doku tamirinde fonksiyonları vardır. Kapilleri saran bazal lamina perisiti de kesintisiz olarak sarar.

Kapillerlerin Sınıflandırılması

1-Sürekli (Kesintisiz-somatik-Tip I ) Kapiller

2-Pencereli ( Tip II) Kapiller

a-Pencereli-diyaframlı

b-Pencereli-diyaframsız

3-Aralıklı sinüzoidal kapiller

Sürekli Kapillerler: Endotel hücresi kesintisiz olarak lümeni döşer. Sinir dokuları, ekzokrin bezler, bağ ve kas  dokularında bulunur. Beyin dokusunda modifiye tipi bulunur. Endotel hücreleri arasındaki zonula occludensler birçok molekülün geçişini engeller.  Makromoleküllerin taşınımında işlev gören pinositotik vezikülleri bulunur.  Kas dokularında pinositotik vezikül çok, sinir dokusunda az ya da yoktur. Kesintisiz bazal lamina bulunur.

Pencereli Kapiller-diyaframlı: Kesintisiz bazal laminaya sahipler. Endotel hücresi sitoplazmasında pencere-fenestrata adı verilen 60-80 nm  açıklıklar bulunur. Bu pencereler hücre membranından çok daha ince diyaframlarla kapatılmıştır.  Su-sıvı  transportunun fazla olduğu pankreas, böbrek, bağırsaklar, pleksus choroideus, processus ciliaris  de sayıları fazladır. Diyaframlarda merkezi alandan ışınsal olarak uzanan 8 fibril bulunur ve kamaya benzer bir kanal oluştururlar. Herbirinde 5.5 nmlik açıklık bulunur. Bu pore-diyafram kompleksleri  50 nm  aralıklarla  yer alırlar.

Pencereli Kapiller-diyaframsız: Pencere yapılarında diyafram bulunmaz.

Sinüzoidal Kapiller: 30-40 mm çapında, dolaşımı yavaşlatacak şekilde dolambaçlı yollar izleyen bu damarlarda endotel hücreleri arasında aralıklar bulunabilir (endokrin bezler), lenfoid organlarda ise endotel ince ve kesintisizdir. Endotel hücrelerinde de diyaframsız bol pencere vardır.  Bazal lamina kesintili veya yoktur.  Duvarlarında perisitler yoktur. Karaciğer, dalak, kemik iliği, lenfoid organlar ve böbrek üstü bezinde çok bulunur.  Endotel hücreleri pinositotik vezikül içermemesine rağmen, makrofajlar endotelyal duvarın içinde veya dışı boyunca bulunabilir.

 

Kapiller Yatağa Kan Akışının Düzenlenmesi

Arterlerin çoğunun terminalleri bir kapiller yatakta sonlanır. Kan, buradan venüllere aktarılarak kardiyovasküler sistemin venöz kısmına götürülür. Vücudun  birçok yerinde arterler bir ven damarıyla basitçe birleşerek arterio-venöz anastomozları (vasküler şant) oluştururlar. Bu yapı arter tarafında arter; ven tarafında ven özelliğini gösterir. Orta bölümde ise tunika media kalınlaşmıştır ve subendotelyal tabakaları modifiye ve uzunlamasına yerleşik tombulca poligonal düz kas hücrelerini içerir. AVA kapandığında kan kapiller ağdan dolaşır.  AVA açıldığında kan, kapillere uğramadan geçer. Her yerde çoğunlukla da küçük damarlarda görülür.Bu şantlar, ısının düzenlenmesinde yararlıdır ve deide çok fazladır. AVA’ların orta parçaları adrenerjik ve kolinerjik liflerden zengindir ve beyindeki termoregulatory sistemle kontrol edilirler.  Anastomoz  yapan damarların lümen çapı organın fizyolojik durumuna göre değişir.  Yenidoğanda çok azdır, farklanma tamamlanmamıştır.  Yaşlılarda atrofi ve skleroz görülür.

Glomera: Tırnak yatağı, parmak uçları ve ayak parmakları glomera ile damarlandırılır (glomus:tekil).  Glomus, elastik laminası olmayan bir arteriyol alan basit bir organdır Damarın düz kas tabakası damar lümenini kısmen ya da tamamen sarar.  Düz kas tabakası sinirlerden zengindir. Bir venöz pleksusa boşalmadan önce direkt olarak kan    akımını düzenlenler.

Merkezi Kanal:Arteriyel sistemden kan akışı  ya metarteriyollerle (prekapiller sfinkter ile) ya da terminal arteriyollerle kontrol edilir. Merkezi kanalın proksimal (arteriyel) kısmını metarteriyoller oluştururken; distal kısmı (venöz kısmı) prekapiller sfinkteri olmadığı için thoroughfare kanal adını alan bölümce oluşturulur. Thoroughfare kanallar kapiller yatağa drene olurlar ve kanı venöz sistemin küçük venüllerine boşaltırlar.  Prekapiller sfinkterler kasıldığında kan, kapiller yatağa uğramadan merkezi kanallardan akar ve direkt olarak venüllere girer.

 

KAPİLLERLERİN HİSTOFİZYOLOJİSİ

Kapiller endotel hücreleri, küçük porlar (~9-11 nm çapında) ve büyük porlar (~50-70 nm) olmak üzere 2 farklı por sistemi içerebilirler. Daha küçük porların endotel hücre bağlantılarının kesintileri olduğuna inanılır.  Büyük porlar ise pencere ve taşıyıcı veziküller  olarak bilinir. Oksijen, karbondioksit ve glukoz hücre zarından diffüze olabilir veya hücre zarından taşınabilir ardından sitoplazmada diffuze olur ve sonuçta adluminal hücre zarından ekstravasküler boşluğa geçer.  Su ve hidrofilik moleküller (~1.5 nm ) hücrelerarası bağlantılardan kolayca diffuze olurlar.

11 nm çapından büyük suda çözünür maddeler, üst hücre membranından alt membrana hücre zarına yakın çok sayıda pinositotik vezikülle taşınırlar. Bu süreç materyel tüm hücreyi katettiği için transsitoz olarak adlandırılır.  Kesintisiz kapillerlerde materyel apikal membrandan açık veziküllerle alınırlar ardından sitoplazmayı katederek  bazal membran ile kaynaşır ve içeriğini ekstravasküler boşluğa bırakır.  Endotel hücrelerinde mmde 1 000 pinositotik vezikül olduğundan, bu çok etkili bir süreçtir.

Lökositler kan dolaşımını terkederek diyapedez ile dokuya geçerler. İnflamasyonda miktarları artan histamin ve bradikinin gibi vasoaktif maddeler kapiller permiabiliteyi artırır ve fazla miktarda sıvı ekstravasküler boşluklara geçer ve ödem oluşur.

Kapiller endotel hücreleri tip II kollajen, tip IV kollajen, fibronektin ve laminin gibi maddeleri de salgılarlar. Endotel hücreleri ayrıca pıhtılaşma, vasküler düz kas tonusu, lenfosit dolaşımı ve nötrofil hareketi ile ilgili birçok önemli maddeyi de üretirler.

Kapiller endotel hücreleri vasokonstriktör bir madde olan ve damar düz kaslarına tutunan endotelin I’ i sentezlerler.  Bu madde hipertansif bir ajan olarak hareket ederek düz kasları uzun süre kasılı tutar ve kan basıncını yükseltir. Endotelin I,  Angiotensin II’ den daha etkili bir madde olmasına karşın geniş etkilerinin nasıl olduğu hala tam anlaşılamamıştır.

Göç eden lökositlerin hücre zarlarında eksprese edilen adezyon molekülleri (L-selectin ve b-integrinler), inflamasyon alanlarındaki kapiller endotel hücrelerindeki reseptörlere tutunurlar. Ardından bağlanmış lökositler inflamasyon sürecindeki fonksiyonlarını yapacakları bağ dokusuna girerler. Kuvvetli bir vasodilatatör  ve trombosit aggregasyonu inhibitörü olan prostasiklinler de kapillerlerden salınır.

Bu fonksiyonlarına ek olarak kapillerler, seratonin, bradikinin, prostaglandinler, norepinefrin ve trombinlerin inaktif bileşiklere dönüştürülmesini de sağlarlar.

Yağ dokusunda kapiller endotel hücrelerinin lüminal yüzeyindeki enzimler, adipositlerde depolanması için lipoproteinleri trigliseridler ve yağ asitlerine parçalarlar.

Yorumlarınız Bizim İçin Değerlidir.

Yorum Yapmayı Unutmayınız...

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir